22 Ağustos 2015 Cumartesi

                                           ŞÜKÜR

                  Ne kadar nankör olduğumuzu hiç düşündünüz mü, ne kadar doyumsuz olduğumuzu? Ne kadar çok istediğimizi ve ne kadar az şükrettiğimizi.. 
             Hayatta hep bir şeyler sahibi olduk, olmak istedik ama sahip olduklarımızın ne kadarına şükrettik, ne kadarına gönülden minnet duyduk? Çok çok azına.. Hayatın telaşında derin bir nefes alıp soluklanabilseydik, kendi hayatımıza yerimizde olmak isteyen onlarca kişiden birinin gözünden bakabilseydik şükredecek bir sürü sebebimiz olurdu. Gözleri görmeyen biri açısından rengini beğenmediğimiz gözlerimiz dünyanın en mükemmel varlığı olurdu  ya da kolları olmayan birinin yerine koyduğumuzda kendimizi, sarılmak çok daha derin hissettirirdi bize. Sahip olduğumuz her özellik, isteyip de elde ettiğimiz o başarılar, zamanın yanlarında nasıl geçtiğini anlamadığımız dostlarımız, eve geldiğimizde sevdiğimiz yemeği yapmış bir annemiz varsa dünyadaki birçok insandan daha şanslıyız demektir. Bu birkaç maddede şükredecek milyonlarca sebep var demektir.
            Peki ya sahip olmadıklarımız ya da isteyip de bir türlü olamadıklarımız? Sahip olmadığım bir şey için neden şükredeyim, diyeceksiniz belki de. Ben de neden etmeyelimki diyeceğim. Çünkü sadece sahip olduklarımıza şükretmek de biraz bencillik bence. Olamadıklarımıza, olduramadıklarımıza da şükür. Çünkü bu şekilde sınanıyoruz ve belki ilerde daha güzel şeylere sahip olacağız ya da hiçbir zaman olamayacağız çok fark eder mi? Şükretmek için mutlu olmak zorunda değiliz, şükredince mutlu oluruz zaten. Önemli olan mutsuzken de şükredebilmek. Örneğin; aşık olsanız ama kavuşamasanız. Sizde ciğer komple gitikken bile şükredin. Çünkü siz aşık olmayan ya da sevgiyi bilmeyen milyonlarca insandan daha şanslısınız. Belki sevdiğiniz adam ya da kadınla birlikte olamayacaksınız ama siz aşkın ne olduğunu bilerek öleceksiniz. İlerde çoçuklarınıza aşkı anlatabileceksiniz. Bunun ne olduğunu anlamayan, anlayamayacak olan insanlardan daha şanslı olacaksınız. Bir daha asla yan yana gelemeyecek olsanız da bir başkasını kendinden önce düşünmek ne demektir bileceksiniz. Bir çok insan hamken siz yanıp olgunlaşanlardan olacaksınız. Olmayana şükrettiğinizde şükrünüzün yanına sabır eklenecek, tevekkül eklenecek ki bu da her şeye değer zaten.
           Örnekler çoğalabilir tabiki, şükredecek o kadar çok neden varki.. Gelin siz beni dinleyin, olana şükredin olmayana daha çok şükredin..

                 

20 Ağustos 2015 Perşembe

                                 KARANLIK YÜZÜMÜZ
 

                 İlk yazım blogun adıyla tamamen alakasız olacak olsa da her şey zıttıyla güzel. Siyah en çok beyazla bütün.
            Yıllar sonra yeniden yazmaya başlamak tembelleşmiş hayatıma yeni bir icat çıkarmak oldu, olsun. Eskiye olan özlemimin her geçen yıl daha da arttığını göz önünde bulundurursak en azından bir şeyleri yeniden yaşatma çabamı takdir edebiliriz. 
            Dönüp geçmişe baktığınız oluyor mu arada? Ben çoğu zaman önüme bakamayacak kadar çok bakıyorum. En mutlu olduğum günleri, en sevdiğim anları geçmişte bırakınca haliyle hep orda olmak istiyorum. Hiçbir şeyin değişmemesini çok şiddetle isteyenlerden oldum hep. Yıllarca değişmeyen tek şeyin tipimin olması da zamanın bana tek kıyağı oldu sanırım. Bunun da çok uzun sürmeyeceği kaçınılmaz bir gerçek.  
            Peki değişen süreçte neleri yitirdik? Dostlarımızı, arkadaşlarımızı, aşkımızı.. Hepsinden önemlisi özümüzü yitirdik. Daha anlayışsız, daha sabırsız, daha asık suratlı olduk. Tahammülsüzleştik, kendimize bile. Daha az gülmeye daha çok boşvermeye başladık, değersizleşti her şey. Daha az anlattık ama daha çok konuştuk. Anlatamadıklarımızda sakladık karanlık yüzümüzü, hüznümüzü, kaybettiklerimizi.. 
           Herkes hayatta en az bir kez sihirli bir değneğe sahip olup zamanı geriye almak istemiştir. Ben defalarca istedim. Gelin görünki sonuç hepimiz için aynı. Hayat eninde sonunda kaybetmeyi kabullendirir, bir şekilde  şu ana adapte eder insanı. Peki ya siz? Adapte olmayı başaranlardan mısınız yoksa benim gibi geçmişi deli gibi özleyenlerden mi? İkisinin ortası olmak peki, o ne derece mümkün?
           İlk yazım Puravida'nın anlamıyla alakasız olacak demiştim. Belki bir sonraki yazımda size anlamını açıklarım ya da siz merak eder araştırırsınız :) Gelecek yazım Puravida'ya uygun olacak ancak bugün biraz dertleşmek istedim. Kendimle, bu yazıyı okuyanlarla. Umarım kazandıklarınızın kaybettiklerinizden çok olduğu bir hayatınız vardır ve aydınlığınız karanlığınızdan fazladır. 
          İlk yazım hakkındaki düşüncelerinizi merakla bekliyorum. Sevgiyle kalın.




                                                                              Puravida